Yüksek Yüksek Tepelerden…

 

Esen Bu Yeller Neleri Neleri de Götürür?

 

 

Çok eskilerde köylerden birinde Zeynep adında çok ama çok güzel bir kız varmış… On altıncı baharında, güzelliği iyice yeşerdiğinde, delikanlının birinin, bir düğünde gördüğü bu kıza gönlü kaymış… Delikanlı, üç günlük uzaklıkta bir köyden, varlıklı bir evin oğluymuş. Uzatmayayım, araya tanıdıklar girmiş, Zeynep’i bu oğlana vermişler. Vermişler, ama gidiş o gidiş, kızcağız tam yedi yıl ne anasını ne babasını ne de kardeşlerini görebilmiş… Kocası olacak, hiç aldırmazmış karısının ailesine duyduğu özleme. Zeynep, bu el köyünde yüksek bir tepeye kurulmuş olan evinin bahçesine çıkıp baba ocağının olduğu yöne doğru kendi yaktığı türküyü çığırararak gidermeye çalışırmış özlemini… Elinden ancak bu gelirmiş:

 

“Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar,
Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler…
Annesinin bir tanesini hor görmesinler.

 

Uçan da kuşlara malum olsun: ben annemi özledim;
Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim…

 

Babamın bir atı olsa, binse de gelse,
Annemin yelkeni olsa, uçsa da gelse,
Kardeşlerim yolları bilse de gelse…

Uçan da kuşlara malum olsun: ben annemi özledim;
Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim…”

Sonunda olanlar olmuş, Zeynep yataklara düşmüş… Derken, durumu anası-babası işitip kızlarına koşmuşlar. Koşmuşlar, ama Zeynep artık elden uçup gitmekteymiş: son nefesini, cansız sesiyle türküsünü anasına-babasına söylemeye çabalarken vermiş. Ondan geriye, sadece o özlem türküsü kalmış…

*

Başımıza ne geliyorsa yüksek yüksek tepelerden geliyor. Bizler burada salak salak çırpınalım dilimiz elden gidiyor diye, bakın, yükseköğretimi çekip çevirsin diye oluşturulan YÖK namındaki Yükseköğretim Kurulu neler ediyor:

 

Yükseköğretim kurumlarında yabancı dil öğretiminin nasıl yapılacağını, yabancı dilde öğretim yapmanın ana ilkelerini belirleyen yönetmelikte değişikliğe giderek, yabancı dilde öğretim yapmayı neredeyse denetim dışına çıkardı. Bu yeni düzenleme 4 Aralık 2008 tarihli 27074 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak bu tarihte yürürlüğe girdi. 

 

Nasıl oluyor da yabancı dilde öğretim yapmak neredeyse denetim dışına çıkarılmış oluyor?

 

Önce, bu yönetmeliğin yürürlükten kaldırdığı 1 Nisan 1996 tarihli yönetmelikte yer alan Yükseköğretim Kurumlarında Eğitim-Öğretimin Yabancı Dille Yapılması başlıklı 3’üncü bölümün yok edilmiş olmasıyla… Böylece, Yabancı Dille Eğitim-Öğretim Yapacak Yükseköğretim Kurumları maddesi ile Yabancı Dille Eğitim-Öğretim Yapabilme Şartları maddesi de sizlere ömür!…

 

Sonra da, Yabancı dille yapılan öğretimin denetlenmesi başlıklı yeni bir maddeyle, bu denetleme işinin YÖK’e verilmesiyle… Hangi birimce, hangi ölçütlere göre nasıl yapılacakmış bu denetim? Belli değil!

 

Bu şu demek değil de nedir: Bu yönetmelik, önüne gelenin, “yabancı dille yükseköğretim yapıyorum” savlarıyla tütüncü dükkânı açar gibi yüksekmektep açmasına yol vermek demektir. Başka bir şey değil. 

 

*

 
Şimdi soruyorum:

 

– Türk milli eğitiminin amaçlarına ters işler yapmak YÖK’e mi kaldı?

 

– Yabancı dil öğretimi ile yabancı dille öğretim yapmanın arasındaki farkı bu yüksek makamdakiler bilmeyecek de benim üst çapraz komşum mu bilecek?

 

– Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı ne iş yapar?

 

– Bu yönetmelik nasıl olmuş da Danıştay denetiminden geçmiş?

 

Sonuç: Ergenekon’dan içeriye gitmem yakındır.

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 28 Ocak 2009

 

© 2009 İK

 

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.