Kankalılar Arasında

 

Bir Kankasız Âdem

 

 

Benim kankam yok. Olamazdı da… İki lafın başında bu sözü edenler bana hep itici geldiklerinden, bu bir… Bu yüzden öğrenmeye de heveslenmedim; yalnzca, olsa olsa kan kardeşi demeye geliyordur, diye bir düşünce vardı kafamda, o kadar. Bu düşünce bile uzak durmama yeterdi o şeye, bu da iki… Yani, kan kardeşim de olmadı. Bunu da açıklayayım: pek çok kimsenin okumuş olduğunu sanırım, Ömer Seyfettin’in Ant adlı bir öyküsü vardır, -ilkokulun ortalarındayken okumuştum- işte bu öyküdeki anlatıcınının yerinde olmak hiç istemediğimden kan kardeşim olmadı… Öyküde, anlatıcının kan kardeşi Mıstık, kendilerine saldıran kuduz köpekten kan kardeşini korumak için onun önüne geçer, aldığı ısırıklar sonucunda da o kötü sonla karşılaşır. Ant, şu tümcelerle son bulmakta*:

“Erken kalktığım açık, bulutsuz sabahlar, herkes gibi bana da çocukluğumu hatırlatır. Belleğimde sonsuz ve mor bir tanyeri ülkesi gibi kalan doğduğum yeri gözümün önüne getirmek isterim. Ve hep, farkında olmayarak sol elimin işaret parmağına bakarım. Birinci boğumun üstünde hâlâ beyaz çizgi şeklinde duran bir küçük yara izi, bence çok kutsaldır. Andı için ölen, hayatını mahveden kahraman kan kardeşimin, sıcak dudaklarını tekrar parmağımın ucunda duyar, beni kurtarmak için kendisinden büyük, kudurmuş, iri ve kara çoban köpeğiyle pençeleşen o aslan ve kahraman hayalini görürüm.”

Kankaya döneyim… Bugün, bir rastlantı, genelağda xanga diye bir sözcük gördüm. Bana kanka lafını çağrıştırdı… Ne demekmiş, diye baktım, ilk bulduğum yarı doyurucu açıklama şu: “Xanga bilinen bir sosyalsitesidir. Sosyalsiteleri 14 yaşından büyük gençlere olduğu kadar yetişkinlere de hitap etmektedir.”

 

Beni bir meraktır aldı. Önce xangayı elimdeki İngilizce sözlüklerde aradım; yok oğlu yok… Demek, özel bir ad ya da son zamanlarda ortaya çıkmış; benim İngilizce sözlüklerin en yenisi 2000 yılından kalma… Sonra da Dil Derneği’nin, Türk Dil Kurumu’nun genelağdaki sözlüklerinde kankaya baktım. Çok ilginç, DD’nin sözlüğünde, “kan kardeş sözünün kısaltılmışı, kan ve kardeş sözcüklerinin ilk seslemleriyle yapılan ve yakın arkadaş anlamına gelen sözcük, kanki” diyor, TDK’ninkinde de, “kardeş kadar yakın olan kimse”. İkisinde de sözcüğün kökenine ilişkin bilgi verilmemiş. Hele bir de Nişanyan’ınkine, ‘Sözlerin Soyağacı’na bakayım, dedim: Çingenece konka sözcüğü, değişikliğe uğrayıp kanka biçiminde girmiş dilimize; “Yakın arkadaş, yoldaş” demekmiş… Hadi bakalım!?…

 

Haddim değil, ama ben, bu işin bir yerinde yanlışlık var, diyorum. Bana göre, genelağ ortamında gezinmelerin çoğalmasıyla birlikte, millet xangayla karşılaştı, bu sözcük ile kan kardeşi arasında bir ilişki kurdu, bir özentiyle, bu kanka lafını kullanır oldu. Ve böylece, dilimiz de bir sözcük daha kazanmış oldu (!); sözlükçülerimiz de bu ahir zaman lafını paşa paşa sayfalarına geçirdiler… Bunun böyle olmadığını söyleyen beri gelsin.

 

Ve bir ekleme: genelağda xanga için yaklaşık 21 milyon 800 bin sonuç var; bunların yaklaşık 278 bini Türkçe!

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 27 Ocak 2009

 

________________

 

* http://www.davetci.com/d_hikaye/hikaye_oseyfettin_ant.htm      

 © 2009 İK

 

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.