Türkiye Türkçesi – Azeri Türkçesi Çatışması mı?

 

Yoksa…

 

 

Türkiye Türkçesi ile Azeri Türkçesi arasında, günümüze geçen birkaç yıldan sarkan bir sıkıntı vardı: bizim RTÜK’ün Azerbaycan’daki karşılığı sayabileceğimiz Azerbaycan Respublikası Milli Televiziya ve Radyo Şûrası, -kısaca ARMTRŞ diyelim- bu ülkenin televizyonlarında filmlerin, dizilerinin Azerice dışında dillerde yayımlanmasına karşı çıkıyordu. Örneğin, Rusça yayınlar yasaklanmıştı.

 

ARMTRŞ Başkanı Nuşirevan Maheremov‚ 2007 Kasımı’nda konuya ilşkin yaptığı açıklamada, amaçlarının Azeri kültürüne parasal yatırım yapılmasını sağlamak olduğunu belirtmişti. Türkiye Türkçesi dışındaki yabancı dillerden yapımları yasakladıklarını kaydeden Maheremov‚ Türkiye Türkçesinde olan ürünlerin yayımının ise yasaklanmayacağını, yalnızca bir kısıtlamaya gidileceğini söylemişti.

 

Maheremov böyle demişti, ama 2009’a birkaç gün kala, ARMTRŞ, ‘televizyonlarda her türlü izlencenin Azerbaycan Türkçesinde yayımlanması’ yönünde bir karar aldı.

 

Ve dün, yeni bir haberle ‘sarsıldı’ Türkiye: işte sonunda olanlar olmuş, Azerbaycan televizyonlarında, Türkiye Türkçesinde olan diziler ile filmlerin yayımlanması da durdurulmuştu.

 

Basın-yayınımız, Azerbaycan’da türlü kesimlerin değişik gerekçelerle karşı çıktığı bu uygulamayı, ‘türlü çeşitli’ algılamaları/algılatma çabalarını yansıtan başlıklarla duyurageldi: Azerbaycan’da Türk dizilerine yasak! / Azerbaycan’da Türk yasağı! / Azerbaycan’da Medyada Türkiye Türkçesi’ne Yasak! / Azerbaycan Türkiye Türkçesine karşı / Azerbaycan’da Türk dizileri yayından kaldırıldı … vb….

 

*

 

Dilimiz konusunda edindiğim bilgilere göre, ‘Türkçe’ ya da ‘Türk dili’ sözünden/kavramından iki şey anlıyorum: birincisi, ‘ülkemizin resmi dili (Türkiye Türkçesi [Anadolu Türkçesi], yani Türkçemiz)’, öbürü de, ‘konuşma ve yazı dili olarak dünyada geniş bir yayılım/kullanım alanı olan bir dil’…

 

Dilimiz ile akrabalarına ilişkin bildiklerim de eksiğiyle gediğiyle şöyle:

 

Ural Altay Dil Ailesi içinde yer alan Türkçemiz, Türk Dilleri Ailesi’nin Oğuz Öbeği’nin’nin bir kolu (lehçesi).

 

Türkçemiz, ülkemizin dışında da konuşulan bir dil; örneğin, Kıbrıs’ta, Balkanlar’da Makedonya’da, Kosova’da, Orta Avrupa’da…

 

Türkçenin öbür kolları ise, Kıpçakça, Tatarca, Türkmence ile Ahıska, Altay, Azeri, Başkurt, Çuvaş, Gagavuz (Gökoğuz), Hakas, Karaçay, Karaim, Karakalpak, Kaskay, Kazak, Kumuk, Nogay, Özbek, Sors, Tuva, Uygur, Yakut (Saka) Türkçeleri.

 

Ve ben, Azerbaycan televizyonlarında, Türkiye Türkçesinde olan diziler ile filmlerin yayımının durdurulmasını, bir dilin kendini korumaya alması olarak değerlendiriyorum. Biz, ‘medya’ denen gücün dilinden (dilimize saygı duymayışından, özen göstermeyişinden, kapılarını yabancı etkilere ardına kadar açmış oluşundan vb….) yakınmıyor muyuz? Evet yakınıyoruz; hem de nasıl!… Öyleyse?

 

Bir dilin ancak doğal akışı içinde değişimlere uğrayacağını, gelişeceğini göz ardı etmek olmaz. Bu süreç, dil ailemizin Oğuz Öbeği’nin önde gelen önemli bir üyesi olan Azerice için de geçerli değil mi?

 

Konuya, ‘Türkiye Türkçesi – Azeri Türkçesi çatışması’ olarak bakma kolaycılığına kapılmayalım, derim.

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 18 Ocak 2009

 

© 2009 İK

 

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.