ARMTRŞ’nin Kararı Dolayısıyla

 

 

Azadlıq’tan Bir Makale

 

 

Türkiye Türkçesi – Azeri Türkçesi Çatışması mı?_ Yoksa… başlıklı yazımı yapıştırdıktan hemen sonra, merak bu ya, Azeri gazetelerinde konuya ilişkin ne var ne yok, bir bakayım, dedim. Bana ilginç gelen şeyler gördüm, okudum… Örneğin, bizim basın-yayında Azerbaycan Respublikası Milli Televiziya ve Radyo Şurası ya da Azerbaycan Milli Radyo ve Televizyon Şurası, o da olmadı, Azerbaycan Milli Radyo Televizyon Şurası diye geçen kuruma Azeriler, kendi yazımlarıyla, Azərbaycanın Milli Tele-Radio Şurası diyorlar. Ayrıca, kesme imi kullanmıyorlar; düzeltme imi de… Ama en önemlisi, bu kurulun Başkanı Nuşirevan Maheremov’un adı Rusçadan arındırılmış: Nuşirəvan Məhərrəmli

 

Azeriler, 1991’den bu yana Latin abecesine dayanan bir abece kullanıyor; bu, Azeriler için ilk değil: 1922’de de Latin abecesine geçmişlerdi. 1939’dan 1991’e kadar Kiril abecesine dayanan bir abece kullandılar. Bunda 1958’de küçük değişiklikler yapıldı. 1922’den önce ise, Arap abecesi kullanıyorardı… Bunları, Azerice’nin hiç değise bizimkine benzeyen yazım kuralları olmadığını kendimce açıklamak için belirttim. Azeri soydaşlarımız, son seksen altı yılda üç buçuk kez abece değiştirmiş!

 

Şimdi de, bugün (18 yanvar 2009, Bazar) Azerbaycan’ın Azadlıq gazetesinde Tofiq Türkel imzasıyla yayımlanan MTRŞ, nə MTRŞ?!!! Başlıklı yazının giriş bölümünü alıyorum sayfama:

 

azadliq-gazetesi-logosu

 

«Azərbaycanın Milli Tele-Radio Şurası (MTRŞ) türk teleseriallarının Azərbaycan telekanallarında Türkiyə türkcəsində yayımına qadağa qoydu. Yeri gəlmişkən, qurumun bu qərarı xarici radioların milli tezliklərdə Azərbaycana yayımının dayandırılması qərarı ilə üst-üstə düşdü. Deməli, xarici radioların yayımı ilə türk teleseriallarının yayımının dayandırılması eyni vaxta təsadüf etdi və Türkiyə türkcəsi xarici dil sayıldı. Təsadüfdürmü?! Bu, təqribən Azərbaycan aforizmi olan “molla burda ikən ölənin fatihəsini vermək” məsəlini yada salır.»

 

*

Peki, bizde yazım kurallarının âlâsı var ama gereğince uyuyor muyuz bunlara? Oysa, Kaamûs-u Türkî’yi (Türkçe Sözlük) yazan, bununla da yetinmeyip Usûl-i Tenkit ve Tertîb (Noktalama Yöntemi ve Düzenleme [Noktalama İmleri ve Örnekler]) adlı çalışmasıyla dilimizde bir ilke imza atarak sözlükçülüğümüz için yazım, noktalama ve kısaltmalar konularında yeni ve çağına yaraşır yöntemler de getiren bir Şemseddin Sâmimiz var, değil mi?

 

Ya sözcüklerin okunuşlarına ne kadar özen gösteriyoruz? Okumuş yazmışlarımızın arasında örneğin ‘Azerbaycan’ı doğru söyleyenlerimizin yüzdesi?

 

 

İnal Karaözoğlu

Yarımca, 18 Ocak 2009

 

© 2009 İK

 

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.