Aman Dikkat!

 

Eloğlu Affetmez Haa…

 

 

Türk Dil Kurumu’nun üç yıl kadar önce başlattığı işyerinin adını Türkçe yap ödülü al özendirmesinden ne sonuç alındı, bu ödül verme işi sürüyor mu, bilmiyorum. Basın-yayında bu konuda tık yok; ya da var da, bir yerlere sıkışıp kaldığından görülmüyor. Buna karşılık, oraya buraya el dilinden ad koyma özentisi yaygınlaştıkça yaygınlaşıyor. Adam Pink Floyd dinleyeni gâvur ilan edip en vıcığından müzikle kendinden geçiyor, ama bakıyorsun, gecekondumsu kıytırık maişetgâhına Pink Büfe diye tabela asmış… AB’ye uyum süreci böyle işliyor ahalide…

 

Durum böylesine ayağa düşünce, neye ne diyeceğini şaşırıyorsun; dahası, bu işlere yetişecek hâlin kalmıyor…

 

İşte şimdi anlatacağım konuda da yazmayacaktım, boş vermiştim; ama Dilimiz Com’un yöneticisi Tahsin Bey’in, İngilizce ad konmuş bir Türk bankası dolayısıyla söylediği “Korkarım bugünleri de arayacağız” sözünden sonra şart oldu:

 

Geçen pazar günkü Akşam’da, Hülya Avşar’ın, sevgilisi Sadettin Saran’ın sahibi olduğu Radyo Pink’te kız kardeşi Helin Avşar’ın Hell İnn adlı izlencesine konuk olduğu haberi vardı. Okudum, bir dertten kurtuldum: ne zamandır merak içindeydim, bu Avşarlar ne zaman, nerede kucaklaşacaklar, diye…   

 

avsar-kardesler


Epeydir Avşarlar ne zaman, nerede kucaklaşacaklar, diye merak ediyordum…  

 

Küçük Avşar’ın adı ‘Helin’ ya, hanım kardeşlerimiz ‘Hell Inn’de buluşmuşlar; önce, “Yakışır yani” dedim, az biraz sonra da okkalı bir “tööövbe estaağfurullah” çektim… Niye mi? Anlatıyorum:

Unutmadan önce şunu söyleyeyim, böyle işlere kafa yormak iyi oluyor, bilgi dağarcığınız gelişiyor. Bu haber vesilesiyle benimki de epey yük almış oldu: helin, yuva demekmiş; özellikle de kuş yuvası için kullanılırmış… ‘Aydınlık, güneşin doğuşu’ demektir, diyenler de var. Cıvıl cıvıl bir sözcük… Kürtçe olduğu belirtiliyor. Bugün itibarıyla ülkemizde 5 bin 27 kişinin adı Helin’miş. Yüz binde 7’lik oranla 1267’nci sırada…   

 

Öte yandan, İngilizin ‘hell’i  cehennem anlamına gelirmiş; bu lafı, ‘kahrolasıca, lanet olsun, kahretsin’ gibi ilenme ünlemlerinde de kullanırmış bu adamlar. ‘Inn’e gelince: bu da ‘han’ın İngilizcesiymiş… Şu işe bakın, çıtır çıtır güzelim adı ikiye böl, fiyakalı olsun diye birer de harf ekle, al sana korku filmi gibi bir laf!…

Bu durumda ne oluyor? Bizimkiler, diri diri cehennem hanında buluşmuşlar, oluyor. Niye “tövbe estağfurullah” dediğim anlaşılıyor değil mi? Hiç dilemem, Allah saklasın! İşin aslına bakarsanız saklayacak gibi de… Nasıl yani, derseniz, şundan dolayı yani: Radyo Pink’in yayın akışına göz attım, ‘pink’ten geçilmiyor ama Helin kızımızın izlencesinin adı da Hell İnn değil yani, sadece Hel-in… Bir güzellik yapalım, demişler… İşte bu gerçekten yakışmış.     

Ancaaak… Bizde ‘cehennemlikler’ de yok değil hani… Kendi dili yetmiyormuş gibi elin İngilizinin dilinin de canına okuyorlar. Biz hoş görebiliriz, ama İngiliz falan, bu frenk kısmı diline halel getireni hiç affetmez, “Inn!…” deyiverir. Bu haberi yazan Erçin kardeşimizin suçu büyük: ‘Inn’i ‘İnn’ diye noktalı yazmış. Allah onu da korusun, âmin!…



 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 15 Ocak 2009

 

________________ 

 

Fotoğ. kaynağı: arsiv.sabah.com.tr  

 

© 2009 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.