‘İnce Gömlek’in Düşündürdükleri

 

 

Zor İş… Ama Başarılabilir

 

 

Durum kötü… Diline sahip çıkmayı beceremezsek Türkçemiz gitti gider… Bu yuvarlanış karşısında, Türkçeyi dert edinenlerin genelağ ortamında toplaştığı yerler günden güne artıyor. Sevinilecek şey…

 

Geçenlerde, bu Türkçe üzerine yazışmalıklardan benim de uğradığım birinde T-Shirt adlı giyeceğe Türkçe ad aranıyordu. Arayışı başlatan (Sayın E…), Teüstlük/Te-Üstlük ile Tegömlek/Te-Gömlek önerilerini koymuştu ortaya.

 

Soruya yanıt niteliğinde şu görüşü dile getirdim:

 

“Hemen hemen bütün dillere hem yazılışı hem de sesletilişiyle İngilizceden gelmiş olan T-shirt sözcüğüne Türkçe karşılık düşünmenin/bulmanın zamanı bence geçmiştir. Bunu söylemek beni derinden yaralıyor. Ama, acı gerçek bu.

 

Buna karşın, elbette düşünelim: T-shirt yerine ne diyelim?

Sayın E…’ın önerisinden başlayayım. Teüstlük/Te-Üstlük demiş; birincisini, iki ünlüyü art arda söylemek zor olduğundan, ikincisini de, /-/ kısa çizgiyle bileşik sözcük vb. söz kümeleri oluşturma işi Türkçenin yapısına uymadığından benimseyemedim. Üstelik, ana sözcük büyük harfle yazıldığından Te-Üstlük İngilizce kokuyor.

 

Hepimizin en azından üç-beş ‘tişörtü’ vardır. Ben, bu giyeceklere önceleri fanila diyordum, eşimin kınamasından kurtulayım diye epeydir ince gömlek der oldum.  Bu giyecek de ince bir gömlek değil mi? Fanila, içlik/iç gömleği anlamında; İtalyanca flanelladan… Bezden olan içlikten ayrılan yanı, ince oluşu; bir de, dokuma değil de örme… XIX. yüzyılın birinci çeyreğinden sonra ortaya çıkmış; bir görüşe göre Osmanlı’da, Levantenler’in yoğun olduğu İstanbul, İzmir vb. yerlerden başlayarak bizim Rumlar’ın eliyle, diliyle yaygınlaşmış. Bugün de kullanıyoruz…

 

Bu son anlattıklarımı, önerime temel olsun diye yazdım. Önerim şu: T-shirt sözcüğünü kullanmak istemeyen ona ince gömlek desin, olsun bitsin.

 

Bütün sorun, bir şeyi ‘ilk ortaya çıkaran’ olmakta/olabilmekte. Bir de, elden aldığın yeniliğe ilk ağızda kendi dilinden bir ad buldun buldun; yoksa, el dilinden gelip oturanı yerinden kaldırmak pek olamıyor.”

 

*

 

Dil konusunda tutucu değilim, ancak, diyelim tren, otobüs, aile, cadde, maydanoz vb. el dilinden gelme sözcüklere karşılık aramaya kalkışırsak işimiz zor; üstelik sonuç da alamayız. Yapılacak şey, üretim dünyasına olabildiğince katkıda bulunmak, bunun yanı sıra da, dışarıdan gelecek sözcüklere, bunlar daha genel dolaşıma girmezden önce çeviriye kaçmayan karşılıklar bulmak. Her gün bilmem şu kadar yeni ürünün, yeni sözcüğün ütetildiği bu teknolojiler, iletişimler dünyasında, diline gönül verenlerin işi zor; ama başarılamayacak şey de değil bu iş…

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 8 Ocak 2009

 

© 2009 İK

 

{lang: 'tr'}

4 Yorum

  1. Dünya Yazman said,

    Ocak 8, 2009 at 16:58

    İnce gömlek biraz uzunca. Tegömlek olur mu? Esinlendim.

  2. Dünya Yazman said,

    Ocak 8, 2009 at 17:03

    Son paragrafa da olduğu gibi katılıyorum.

  3. İnal Karagözoğlu said,

    Ocak 8, 2009 at 19:25

    “– Çocuklar, biriniz şu benim ince gömleği ütülese…”

    Nasıl, kulağı tırmalıyor mu? Benimkini tırmalamıyor. Peki, pek mi uzun laf edilmiş? Yoo; herkesler daha neler neler söylüyor… Bu savunma, elbette, ‘tegömlek’e “evet” demiyorum, anlamına gelmez.

  4. İnal Karagözoğlu said,

    Ocak 17, 2009 at 19:39

    Dilimiz Com’un kurucusu, yöneticisi değerli kardeşim Tahsin Melan, ‘Türk Dili Sevdalılarının Buluşma Yeri’ adlı yazışmalığında T-Shirt’e ‘kısa kollu’ karşılığını önermiş; daha doğrusu, anasının dilinden bir sözcüğü getirmiş ortaya:

    «Mutlaka sizler de yaşıyorsunuzdur. Öylesine anlar vardır ki bir koku, bir ses, bir şarkı, bir damla yağmur vb. pek çok dış etken insanı anında yıllar öncesine alır götürür. Işık hızını bilmem, ama kesinlikle bu olay ışık hızından da hızlıdır.

    İşte bu sözcük (Tişört) de benim anılarımı tetikleyen şeylerden biridir.

    Rahmetli anamın “Yine mi kısa kollunu giydin, üşüyüp hasta olursan ben sana sorarım!” diyerek beni incitmeyen tatlı bir kızgınlıkla arkamdan bağırışını hatırlıyor; o ana, 8-10 yaşımdaki çocukluk günlerime gidiyorum.

    O zamanlar çok bilmiş çocuk edasıyla anama, “Onun adı ‘kısa kollu’ değil, ‘tişört, tişört’…” diyerek ders vermeye, doğrusunu öğretmeye çalışırdım. Anam cahildi (!), okur-yazar değildi. Bu tür sözcükleri de hiç mi hiç söylemez, dili dönmez, söyleyemezdi. Yıllar sonra olayların boyutlarını çözdükçe esas cahilin kim olduğunu anlamaya başladım. Meğer benim cahil dediğim anam, benden, okumuşlardan daha da akıllıymış ki ‘tişört’ demiyor, dilinin en güzel döndüğü, ifade ettiği tanımlamayla ‘kısa kollu’ diyordu.

    Kafamın dank ettiği, anamın cahilliğine eriştiğim günden beri benim için o giysinin adı hep KISA KOLLU olmuştur.

    Keşke diyorum, keşke anam kadar cahil olabilseydi günümüzün el dili düşkünü entel bozuntuları. Kurban olun anamın cahilliğine…»

    *
    Sayın Melan’a teşekkürler… Hangimizin bir kısa kollusu yoktur?!… Bence, ‘kısa kollu’dan sonra bu konuda diyecek başka hiçbir söz kalmıyor. Melan’ın rahmetli anasının kişiliğinde geçmişimizi bugünlere taşıyan bütün annelere saygılarımı sunuyorum, ellerinden öpüyorum…

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.