Yahya Kemal Yılı Dolayısıyla

 

 

Mâhurdan Gazel…

 

 

 

Şiirleri en çok bestelenmiş şairimiz kimdir, diye sorulsa, akla ilk gelen ad Yahya Kemal olur. Müzikle yoğrulmuş pek çok şiirinin bestelenmiş olması boşuna değil… Benim bildiğim, hemen hepsi de Münir Nurettin’ce yapılmış besteler… Yahya Kemal, yarı çağdaşı sayılan Münir Nurettin’in, şiirlerine giydirdiği o nağmelerin ne kadarını duyabilmiştir, hep merak etmişimdir.

 

Ve Münir Nurettin, Mâhurdan Gazel’i bestelememiş. Adındaki makamda kendi içmüziğiyle yaşasın, istemiş olabilir mi?

 

Ben, Mâhurdan Gazel şiiri için bir bakayım, dedim, -sanırım, bencileyin gereksiz (!) ayrıntılara takılan kimileri de araştırmıştır- Şair’in bence müzikle en yoğun biçimde örtüşen bu şiiri kaynaklarda pek yer almıyor; örneğin, en kolay ulaşılan genelağda şiirin başlığıyla ararsanız, bugün için 3 bin 290 sonuç var. Beyt-i musarra niteliğindeki matla beytiyle ararsanız sıfır sonuçla karşılaşıyorsunuz; maktasıyla ararsanız da sonuç sıfır! Mahlas beytiyle? O da sıfır!… İlk dize için ise dört sonuç var; son dizeye göre de beş… Bu sayılar, 2008 Yahya Kemal yılı olarak ilan edilmezden önce, örneğin geçen yılın ortalarında ikiydi; şiirin adına göre de 48… Bu gazelin şah beyti hangisidir, karar veremediğim için bu yönden bir arama yapmadım; ama adım gibi eminim, aramayı hangi beyitle yaparsam yapayım sıfır sonuçla karşılaşırdım. Durum hiç de iç açıcı değil!

 

Ve diyelim, öğrenme isteğinizi engelleyemediniz, “Yahya Kemal, Münir Nurettin’in bu bestelerinden hangilerini dinlemiş” diye bir araştırma yapmaya kalkacaksınız, hemen söyleyeyim, yol yakınken cayın bu işten; sonucun sıfır olacağından da adım gibi eminim.

 

*

Artık pek oyalanmadan, Eski Şiirin Rüzgârıyle’den (1962)¹ Mâhurdan Gazel’i okuyalım, ne dersiniz?

 

Gördüm ol meh dûşuna bir şal atıp Lâhûr’dan Gül yanaklar üstüne yaşmak tutunmuş nûrdan

  Nerdübanlar bûşiş-i nermîn-i dâmâniyle mest İndi bin işveyle bir kâşâne-i fağfûrdan

Atladı dâmen tutup üç çifte bir zevrakçeye Geçti sandım mâh-ı nev âyine-i billûrdan



Halk-ı Sâ’dâbad iki sâhil boyunca fevc fevc Vâde-i teşrîfine alkış tutarken dûrdan



Cedvel-i Sîm’in kenarından bu âvâzın Kemâl Koptu bir fevvâre-i zerrîn gibi mâhûrdan

 

*  *  *

Müziğimize duyduğum ilgiden, sevgiden olacak, başımdan büyük bir işe kalkıştım, Mâhurdan Gazel’in bir açıklamasını yapayım, dedim, ardından da, hiç olmayacak bir işe girişip onun üzerine bir şiir denemesi yazdım. Sırayla sunuyorum:

 

Açıklama

 

O ay yüzlüyü, omzuna lâhuri bir şal atmış, gül gibi yanaklarını parıltılı bir yaşmakla örtmüş olarak gördüm; sanki sedefsi bir sırçadan yapılmış bir saraydan bin bir nazla iner gibiydi… Ve sarayın merdivenleri, eteklerinin yumuşak öpüşleriyle kendinden geçmişti.

 

Sonra bu güzel, eteklerini tutarak üç çifte bir kayığa atladı; o an, sanki yeni doğmuş bir ay kristal bir aynadan geçip gidiyordu…

 

O güzeli taşıyan üç çifte kayık Kâğıthane'ye yaklaştığında, bütün çevre halkı akın akın iki kıyı boyunca toplanmış, bu ay yüzlünün gelişini uzaktan alkışlıyordu.

 

Ey Kemal, gümüşe benzeyen Haliç’in kıyısından kopup gelen bu seslenişlerin, çevresine mâhur makamında sular saçan altından fıskiye gibi!…

 

Deneme

 

Gördüm o ay yüzlüyü,

Bir şal atmış omzuna, lâhuri;

Örtülü gül yanaklar

Bir yaşmakla;

Yaşmak parıltılı…

 

Ve işte indi,

Bin bir nazla

Bir saraydan…

 

Saray, sanki sedefsi sırçadan, 

Sanki merdivenleri kendinden geçmiş

Öpüşüyleriyle eteklerinin…

Öpüşler yumuşak.

 

İşte,

Şimdi de,

Eteklerini tutup da

Atlarken üç çifte sandala,

İşte o an,

Yeni doğmuş bir ay gibiydi

Ve

Geçiyordu sanki

Billûr bir aynadan…

 

Kâğıthane’nin bütün halkı

Akın akındı;

Gelip toplanmıştı

İki kıyı boyunca; 

Alkışlıyordu uzaktan

Gelişini

O ay yüzlünün…

 

Ey Kemal,

Senin bu seslenişlerin,

-Kopup gelen

Gümüş renkli Haliç’ten-

Sanki

Altın bir fıskiye

Ve saçıyor suları

Mâhur makamından…

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 16 Kasım 2008



 

_________________

 

Anlamlar ²: 

- meh: (= mah) Far. Gökteki ay.

- dûş: Far. Omuz.

- Lâhûr: > Lahor (Pakistan’ın Lahor kenti. [Şair, Lahor'da yapılan ve ‘lahurî’ de denen bir tür şaldan, ‘Lahor şalı’ndan söz ediyor]).

- nerdüban: (< nerd-bân) Far. Merdiven.

- bûsiş: Far. Şapırtılı öpüş.

- nûr: Ar. Aydınlık, parıltı, parlaklık, ışık.

- nermin: Far. Yumuşak.

- dâmân: Far. Etek.

- mest: Far. Sarhoş; aklı başında olmayan; kendinden geçercesine haz duyan.

- işve: Far. Naz, eda.

- kâşâne: Far. Camlı oda; sırça saray.

- fağfûr: Far. Yarı saydam Çin porseleni (Ar. Çin imparatoru).³

- dâmen: Far. Etek.

- üç çifte: Üç çift kürekle hareket ettirilen (10,50 m boyunda) kayık.

- zevrak: Ar. Kayık, sandal.

- zevrakçe: Far. Küçük kayık, küçük sandal.

- mâh: Far. Gökteki ay.

- nev: Far. Yeni.

- âyine: Far. Ayna.

- billûr: Ar. (Fr.) Kristal.

- Sa’dâbâd: (İstanbul’da) Haliç'in bitim yerinden başlayarak Kâğıthane Deresi boyunca uzanan alanı kapsayan tarihsel alan.

- sâhil: Ar. Kıyı.

- fevc fevc: (> fevç fevç) Ar. Akın akın (fevç: insan kalabalığı).

- vâde: Ar. Bir iş için önceden belli edilen zaman.

- teşrîf: Ar. Gelmesiyle bir yeri onurlandırma.

- dûr: Far. Uzak.

- cedvel: Ar. Su kanalı.

- sîm: Far. Gümüş.

- Cedvel-i Sîm: (Şair’in anlatmak istediği) Haliç (İstanbul).

- âvâz: Far. Ses (özellikle insan sesi).

- fevvâre: Ar. Fıskıye, su fışkırtan şey.

- zerrîn: Far. Altından (altından yapılmış).

- mâhûr: Far. Türk müziğinde bir makam (Ar. içki meclisi, meyhane; Far. şarap içen).



Notlar: 

¹ http://www.nadirkitap.com/eski-siirin-ruzgariyle-kitap8138.html (Ayrıca http://www.poetikhars.com/wiki/index.php?wiki=Gazel ’den de yararlandım. İK)

 

² Sözcüklerin yazımında, uzun okunan ünlülerde de düzeltme imi (^) kullanılarak bu şiirin yazıldığı dönemin noktalama anlayışına uygunluk sağlanmaya çalışılmıştır.

 

³ Porselen, ortaçağ İtalyancasındaki porcella sözcüğünden geliyor. Porcella, istiridye kabuğunun iç yüzeyini kaplayan sedefin beyaz/parlak kıvrımlarını tanımlıyordu.

 

© 2008 İK

 

 

               

 

 

 

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.