Bu Masal Böyle Sürer mi?

Şimdi Gündemde Milli Takım Var

  uefa-avr-2008.jpg

Dünkü Bu Masal Böyle Bitmeyecek!… başlığı içimdeki isteği körükledi. Ülkemizde kotarılagelen özelleştirmelere bakışımı ben de ortaya koymak istiyorum.

Önce, yazıma nereden gireceğime karar vermeliyim… Pek çok kapı var; hangisini tercih etmeli?

İşe dün akşam başlasaydım, yani maçtan önce, kolaydı: Muzaffer Hanım‘ın dün öğle vakti bu alana yapıştırdığım Küresel Fırtına‘sından giriverirdim.

Basında çalışırken yakından tanıma onuruna eriştiğim Muzaffer Hanım, yazısında, Başak Sigorta’nın bilinen çerçevede özelleştirilmiş olmasından -bence pek anlaşılır nedenlerle- duyduğu hüznü dökmüştü satır aralarına… İşte ben de, bizdeki özelleştirmeler konusunda ne zamandır yazmayı düşündüğüm yazıya, Küresel Fırtına’nın son tümcesinden başlayabilirdim: “Bu masal böyle bitmeyecek…”

Ama bugün dün değil… Ülkemizin gündemini bir kez daha tepetaklak eden bir utkuyu yaşıyoruz: A Milli Takımımız dün gece Viyana’da tarih yazdı. Ve tarih yazılan yer Viyana olunca, sabahın ilk saatlerinde, -utanarak söylüyorum- ayaktopuna hiç ilgisi olmayan ben, ilk iş olarak genelağa koştum… Bakayım neler yazılıp çizilmiş?

. . . . .

Derken bir başlık: “Eşim ağlaya ağlaya aradı beni”. Haber, Erdoğan’dan anında yorum üstbaşlığıyla verilmiş… Sayın Başbakan‘ın, Türkiye ile Hırvatistan arasındaki 13. Avrupa Futbol Şampiyonası çeyrek final maçı sonrasında, çok mutlu olduğunu ve galibiyetin ‘çileli bir mücadeleden sonra’ kazanıldığını belirterek “Eşim ağlayarak beni aradı. Ülkemizin bu galibiyete ihtiyacı vardı” dediğini bildirerek başlıyor haber.

Âdet olduğu üzere, bu haberle ilgili okur yorumları da var o sayfada. Gözü kara yurttaşın biri ne demiş olsa beğenirsiniz? Aynen alıyorum: “Bosbakan milli takimi satisa cikaracakmis. kemal abisi dur hele yari finallerde daha cok para yapariz diyerek RTEyi simdilik ikna etmeyi basarmis!” (İlk sözcüğün kasten öyle yazıldığını sanmıyorum; besbelli, sabahın ikisinde yorgun kafayla yanlış bir tuşa basmış arkadaş…)

Ve böylece, yazım daha başlamadan bir anda bitti. Şu kadarcık bir ekleme yapayım, adı gazetede yazılı yurttaş hiç merak etmesin, İkinci Başbayan’ın gözyaşları varken Milli Takım’ı özelleştirmeye kimselerin gücü yetmez!…

*

Dediydim ya, niyetim, bizdeki özelleştirmelere bakışımı dile getirmekti. Ancak, yukarıdaki haber ve yorumdan sonra yazacak bir şey bulamıyorum. Sonuç olarak, en iyisi, ne zamandır yazmayı düşündüğüm yazıyı bir yana bırakıp bugünlük noktayı koymak…

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 21 Haziran 2008

© 2008 İK

{lang: 'tr'}

2 Yorum

  1. Fevziye Yazman said,

    Haziran 22, 2008 at 22:35

    Gazetedeki yorum tam zamanında yetişmiş. Görüp de yerine yapıştırmak ise sizin başarınız olmuş. Bravo!

  2. Oya Özdemir said,

    Haziran 29, 2008 at 21:27

    Sn. Karagözoğlu,

    Yeniliğe çok açık bir milletiz. Öyle ki, küresel terimleri, hiçbir süzgeçten geçirmeksizin canhıraş bir şekilde sonuna kadar kullanıyoruz.

    Geçmişe ve geleceğe hiç sorumluluk duymadan, bilinçsiz bir mirasyedi misali hızla tüketiyoruz, güzelim ülkemizin değerlerini. Nasıl elde edildikleri, niçin var oldukları üzerine düşünmek, zaman kaybı değil mi??? Vefa mı? O da ne… Gerçekçi olun!!!

    “Rabbi yessir ve lâ tüassir, şimdi götürüyor, böyle asir.” (Rrahmetli anneannemin anlattığı bir hikâyenin son cümleciğiydi.)

    Erdemleri olan sağduyulu, gerçek vatanseverlerin, -her ne kadar güzel terimlerin anlamları yozlaştırılarak korku ortamı yaratılsa da- ülkesi, ATATÜRK’ün sunduğu değerler için daima mücadele edeceğine olan inancım tam. Sayıları hiç önemli değil…

    Saygılarımla,

    Oya Özdemir

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.