Anlamsızlığın Anlamı

Şunu Seven Bunu Sevmeyen Derken…

 

İki genç hanımın söyledikleri, cafcaflı deyişle ‘gündemi salladı'. Bereket versin, Çek Cumhuriyeti üzerinden Viyana'yı fethe giden yolu açan dün geceki karşılaşma iyi geldi de, Fatih Altaylı'yı şoka uğratan[*] bu olay da geride kaldı.

Olayı anımsamaya çalışalım:

İki hanım, Mehmet Şevki Eygi'den mülhem görünüşleriyle beyazcamda kendilerine sorulan soruları yanıtladı, kimi görüşlerini açıkladı. Birileri de bu görüşlere karşı çıktı: Vay efendim, nasıl böyle konuşurlar?!…

Ne yapacaktık yani? Düşünce özgürlüğünü unutacak mıydık?! Evet unuttuk!

Peki ne yapılacaktı? Şimdi bu iki hanım mahkemelerde mi süründürülecekti?!

Derken, bu süreç de başlatıldı: hanımlardan biri hakkında soruşturma açıldı. 5816 sayılı ‘Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun' uyarınca açılan  soruşturma, ilgili basın savcılığınca yürütülecekmiş.

*

Bu iki hanımın talihsizliği, içlerindekini dışarıya çıkarmış olmaları… Kimileri bu durumu, onların cahilliğine veriyor.

"Kara cahil kız tepkiler üzerine çark etti: ‘Atatürk'e karşı değilim, saygısızlık etmedim'". Başlık özetle bu.

Küçük hanım niye ‘kara cahil' ilan ediliyor? Kurtuluş Savaşı'nın Mustafa Kemal'le ilgisi olmadığını söylediği ve bu yetmiyormuş gibi, Erzurum'daki ünlü Aziziye Savunması'nın kahramanlarından Nene Hatun'u Maraş'taki ‘Sütçü İmam/ilk kurşun' olayına taşıdığı için: "Atatürk'ün yetkiyi padişahtan alırken laik bir Cumhuriyet kurmak için aldığını düşünmüyorum. Halk o zaman İslami değerler için savaştı. (…) Kurtuluş Savaşı'nın başlaması da Kahramanmaraş'ta Fransız askerlerinin Nene Hatun'un başörtüsüne uzanmasıyla olmuştur…"  

Evet, birilerine göre, "Mustafa Kemal, Padişah VI. Mehmet'in (Sultan Vahdettin'in) kendisine verdiği görevi/yetkiyi kötüye kullanarak memlekete laikliği getirmiştir. Onun affedilemez suçu budur. Kurtuluş Savaşı'nı da zaten o değil, Maraş'ta Müslüman bir kadının örtüsüne el uzatılması üzerine inançlı Müslümanlar başlatmıştır; bu işin Mustafa Kemal'le ilgisi yoktur."

Hanımların söyledikleri de bu… "Bize öğretilen böyle" diyorlar… Bir şey daha söylüyorlar: "Humeyni'yi çok severim, Atatürk'ü hiç sevmem."

Ve düşüncelerini açıkladı, diye yargılanacak bu hanımlardan biri!… Şimdilik biri… İlerde belki her ikisi de…

Eee? Ya gerçek düşüncelerini açıklamayanlar ya da onları süslü kılıflara sokarak birer elmaşekeri gibi sunanlar? Hele de Atatürkçü görünenler? Onlar akıllı… Onlar bilgili… Onlar birer bilen… Onlar kanaat önderi… Onlara dokunulmaz…

*

Bu gibi durumlarda ne oluyorsa, elmaşekerini olur olmaz yerde yiyip elinde sapı kalanlara oluyor… Anlamsızca…

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 16 Haziran 2008

 

___________________

* http://www.fatihaltayli.com.tr/kose-yazilari/2008/06/10/ataturku-sevmez-humeyniyi-sever

 

© 2008 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.