Gereksiz Bir Soru

El Ele Tutuşmalı mı?

El ele tutuşan iki genci mahalleli kovalamış. On iki-on üç yaşlarındaki gence mikrofon uzatılıyor, “sopayla kovaladım” diyor övünerek. Mahalleden soğutmak, kaçırmak istiyorlarmış! TV’deki haber böyle. Yıl 2008, Mayıs’ın 27’si… 

Aklıma geliyor hemen, aslında hiç unutamadığım eski bir anı. 1979 ya da ’80 yılı, aylardan yine mayıs… Yani güzel bir bahar günü. Çocuklarım Onursal ve Dünya küçücük. Ağabeyimin karısı Seda, yeğenlerim Senem ve Onan’la birlikte bize gelmiş. Onlar da küçücük. Çocukları aldık, dışarı çıktık. Boğaziçi görünümünün henüz kapanmadığı, herkesin dolaşabildiği arsaların bol olduğu günler… Çayırlara örtümüzü yaydık, manzaraya karşı oturduk. Arkamızda ünlü semtin karakolu var.  

Çocuklar çevremizde koşuşurken biz de bezelye ayıklıyoruz. Eve dönünce pişirip yiyeceğiz. Bu arada biraz açığımıza gencecik bir çift geldi. Onlar da Boğaziçi’ni seyrediyor; gencin bir kolu sevgilisinin omzunda. Derken arkamızda bir ses gürlüyor… Belli ki gençlere bağırıyor. Ne oluyor demeye kalmadan gençler karakola davet ediliyor! 

Dışarı taşan öfkeli sesler, ardından çarpılan pencereler hepimizi ürkütüyor. Çocuklar korku içinde ne olduğunu soruyor, Onursal’ın dudakları bembeyaz, Dünya bana yapışmış, Senem ve Onan da annelerine… Hemen toplanıyoruz. 

Gençleri karakolda bırakıp gitmek kaçmak olur. Bahçe kapısına yanaşıp “Ne oldu bizim arkadaşlara” diye soruyorum. “Rahatsızlık mahatsızlık…” “Ne yaptılar, suçları ne?” “Ahlak mahlak…” “Ahlaka mugayir bir şey yapmadılar. Biz de şikâyet etmedik zaten. Onlar benim komşum. Ailecek tanışıyoruz” diyorum. Güya bahçedeki memura söylüyorum ama sesim öyle yüksek ki, ben bile şaşıyorum. İçerden duyan komiser gençleri salıveriyor. 

Henüz yirmilerindeki gençler yüzleri kıpkırmızı çıkıyorlar dışarı. Genç kız ağlamakta. Yapılan muameleden şaşkın: “Siz olmasaydınız…” Teşekkür ediyorlar, mahcup bir şekilde “Yarın nişanımız var” diye ekliyorlar. Yarın nişanlanacakları hiç önemli değildi benim için. “Kimse karışamaz” dediğimi anımsıyorum. 

Ne dersiniz, el ele, omuz omuza olmamız gerekmiyor mu?

Fevziye Yazman

27 Mayıs 2008

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.