Dilin Felsefece Sorun Edilişi Üzerine

Günümüzde dil yazıyla buluşuyor mu?

Dünya Yazman*

Düşüncelerimiz, hayatımız boyunca karşısında dilimizi bulur, ona yapışıktır. O nereye biz orayadır… Yoksa bir de yazı mıdır düşünmemize yapışık olan?

Tüm düşüncelerimiz yazı-dille bağlantılı mıdır? Anlam dünyamız, kültürümüz, ahlakımız, dünya görüşümüz, yani tüm varlığımız bu ilişki içinde midir? Her birey bir dil farkındalığı içinde midir? Böyle bir farkındalık, bu konuda düşünmek nasıl kazanımlar sağlar? Düşünmek, dilin sınırlarını genişletmek felsefe midir? Herkes felsefe yapabilir mi? Dilin yetersiz kaldığı yerde susmalı mıdır yoksa düşünmeyi mi sürdürmelidir? Bu bir tercih midir? Dil nasıl bir yapıdır? Dilin yapısı mı dille yaratılan anlam mı sorundur? İkisi de sorun mudur? Başka hangi sorular sorulabilir? Soru sorarak düşünmenin sınırları -bir taraftan da yazılıdil- genişleyebilir mi? Bu ne anlama gelir?

Her zaman olduğu gibi felsefe dil konusunda da soru sordurmaktadır. Tüm sorulara yanıt verdirmese de… Çünkü diğer yandan, yanıt vermek büyük sorumluluktur. Herkese ait bir sorumluluk…

Bu yazıda, üç filozofu izlek alarak onlardan yapacağım üç alıntıyla bu sorulardan birkaçı bağlamında dil üzerine felsefece yanıtlar arayacağım.

Descartes¹, “Düşünüyorum o halde varım” felsefi önermesiyle ‘kendini bilme’ sonuç başlangıçlı bir varlık temellendirmesi yapmıştı. Wittgenstein², “Düşüncelerim dilimle sınırlı” önermesiyle, -bu tür bir varlık temellendirmesi amacı gütmese de- yeni bir aşamaya geçirdi düşünme temelli varlığı. Dilin sınırlarını zorlamak olarak düşünme, ‘benlik düşüncesi’ yeni bir açılım edindi, sınırlarını çizdi ya da aştı… Dilinin tüm sınırlarının farkında olmak, sınırlarını aşmak, bu amaçla düşünmek yeni bir temellendirmeydi.

Derrida³, dilin, zamansallık bakımından önde geldiği düşünülen ses öğesi üzerine temellendirilmesine karşı yaptığı eleştiriyle yeni bir ayrım felsefesine götürür bizi. Dilbilime ve felsefesinin karşısına yazıbilim kavramıyla eleştirel felsefesini koydu. De la Grammatologie (Yazımbilim Üzerine), L’ écriture et la différence (Yazı ve Ayrım), La Dissémination (Yayılım), Marges de la Philosophie (Felsefenin Kenarları), günümüz felsefesini bu yönde etkileyen önemli eserleridir. Derrida’nın “Metin dışında bir gerçeklik yoktur” önermesi, dil ve düşünme üzerine en sert eleştiri oldu. Yorumun yorumuyla varlığı temelsizleştiren Derrida, dili ya da düşünceyi ya da tüm gerçekliği yazıyla ‘metin’ üzerinden buluşturmakta böylece… Ve tüm gerçekliği rölatifliği (göreceliliği) nedeniyle redderek tek gerçek adres olarak metni gösterir. Metnin gerçekliği, rölatifliği nedeniyle yeni metinleri olanaklı kılmaktır bir anlamda.

Platon’un Sokrates’in düşüncelerini yazıyla buluşturması bir felsefeyi nasıl olanaklı kılmışsa, Derrida’nın dil üzerinden giderek yazıya ulaşan yapısökümü de bu derecede olanaklıdır, olanaksızca.●

_____________________

* Yazar Hakkında

1999 İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunu Dünya Yazman, öğrenciliği sırasında Önay Sözer‘in** Boğaziçi Üniversitesi’nde Martin Heidegger ve Maurice Merleau-Ponty üzerine metinlerin okunduğu derslerine katıldı. Felsefi görüşünün temelini bu derslerde olgunlaştırmaya başladı. Öğrenci arkadaşlarıyla birlikte Philosophia dergisini kısa bir dönem çıkarttı, burada çevirileri yayımlandı. Genç Sanat dergisinde 11 Eylül ve sonrası üzerine bir ‘yerleştirme’ olan ‘Regarding The Mihrab’ üzerine yazdığı ‘Ötekine ve Kendine Dönmek’ yayımlandı. Halen aile mesleği olan yayımcılığı ve gazeteciliği sürdürmekte.

¹ Fransız düşünür René Descartes (1596-1650). “Ne bilebilirim?” sorusunu -ve yanıtta son derece kararlı bir kesinlik arayışını- üç yüzyıl boyunca Batı felsefesinin merkezine yerleştirdi.

² Avusturyalı düşünür Ludwig Josef Johann Wittgenstein (1889-1951). Geçen yüzyılın önde gelen düşünürlerinden. Özellikle, dilin kapsamını ve sınırlarını belirleme sorunu üzerine düşünceleriyle tanındı.

³ Cezayir doğumlu Fransız düşünür Jacque Derrida (1930-2004). Felsefe tarihinde hem ‘söz’ hem de ‘akıl’ anlamlarına gelen bir logos-merkezciliğin egemenliğini yapısöküme uğrattı. Günümüzün en çok göndermede bulunulan düşünürü olagelmekte.

** Türk düşünür ve akademisyen. Sözer’in (1936) felsefedeki ilgi alanına, fenomenoloji ve Hegel felsefesi ile yapısalcılık ve yapısalcılık sonrası sorunlar girmektedir.

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.