‘Çocukluk’ Yok Olunca…

‘Yeni Çocuk’, Yeni Anlayışlar

  

Bugün Kütüphaneler Haftası bağlamındaki yazımı hazırlarken aklıma geldi, Amerikan yazarı eleştirmen Neil Postman (1931-2003), Çocukluğun Yok Oluşu adlı kitabında, iletişim araçlarının gelişip yaygınlaşması sürecinde çocukluğun nasıl yok olduğunu irdeler. Eğitim ve iletişim kuramı alanındaki çalışmalarıyla da tanınan Postman’ın bu yapıtı için bir ‘sorgulama’ da denebilir.

En azından bir on yıl var, ne zaman birileriyle dünyanın, memleketin durumundan, gidişinden konuşuyor olsam, söz kısa sürede dönüp dolaşıyor, çocukların durumundan yakınmaya geliyor. Hele de karşımdaki bir anne ya da babaysa… Okuldaki başarısızlıktan tutun da bilgisayar bağımlılığına uzanan bir dizi olumsuzluk… Onlara, duruma göre, bildiğim, duyduğum kitapları salık verdiğim de oluyor; ama sonraki karşılaşmalarımda, çoğunun o kitaplardan hiçbirini okumadıklarını anlamam zor olmuyor. Bu acı durum işin bir başka yanı olmakla birlikte, ‘çocuk’ denen varlığın da ‘çocukluk’ denen kavramın da artık o bildiğimiz şeyler olmadığını kabul etmek gerekiyor.

Benim ilkokul öğretmenliği yıllarımda, ‘müfredat programı’nın (okutulacak dersleri ve o derslerde ele alınacak konuları belirleyen izlencenin) sonunda ‘Çocuğun Gelişiminin Ana Hatları’ diye bir bölüm vardı. Öğretmenin her zaman el altında bulundurması gereken bir bilgi özetiydi bu. Kuşkusuz, o günler için geçerli bilgilerdi onlar. Ama bugün?

Çocukluğu, yenidoğan dönemi, süt çocuğu dönemi, oyun çocuğu dönemi, okul çocuğu dönemi, ergen dönemi diye belirlenmiş beş basamağa sıkıştırıp kenara çekilmek artık olmayacak şey…   

Yani, içinde bulunduğumuz Kütüphaneler Haftası’nı işlevselleştirmenin yolu da ‘çocuk’ ve ‘çocukluk’ konusundaki yeni anlayışlardan geçiyor.

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 1 Nisan 2008

© 2008 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.