TRT’den Yükselen Feryat

Yeni Bir ‘Zulmet-i Beyzâ’ mı?

Müzisyen Tahir Aydoğdu‘dan dün bir eileti aldım. Sayın Aydoğdu, bir feryadı aktarıyor. Bu arada kendi feryadını da duyuruyor tek bir tümceye sığdırdığı not olarak: Musikimizi seven ve kültürümüze önem veren herkese ulaştıralım lütfen !!!

Okuyorum:

«TRT RADYOLARINDAN “ELVEDA TÜRKİYE” ŞARKISI YÜKSELİYOR!
85 Yıl… Dile kolay bir ömür… ve o sesle büyümemiş miydi nesiller… “İstanbul Radyosu’ndan şarkılar dinlediniz…”

Kimler yok ki radyodan evimize misafir… Safiye Ayla’lar, Zeki Müren’ler, Müzeyyen Senar’lar, Muzaffer Sarısözen’ler… kimler… ve daha kimler…

Türk Müziği’nin sarsılmaz kalesi dediğimiz TRT radyoları ne yazık ki o millet iradesinin en kutsal mabedi ‘Meclis’te bekleyen bir tasarı ile kapanma aşamasına geldi. Kendi kültürünü korumayı bir yayın ilkesi olarak benimsemiş TRT, bu tasarı ile ‘radyo sanatçıları’na veda edecek, bir devir sona erecek…

Sonra ne mi olacak? Müzik yayınları devlet televizyon ve radyolarında bile keyfîliğe teslim edilecek… O en ücra köşeye bile ulaşan türküler susacak… Sosyal devlet ilkesi bir kere daha yara alacak, devlet kültür yayımcılığından da azar azar çekilecek…

Belki İstanbul Radyosu, Ankara Radyosu da bir yabancı oteller grubuna satılır, vatandaşlarının asla uğrayamadığı 7 yıldızlı bir otel hâline dönüştürülebilir. Belki de artık alışverişe gideriz radyoya, ‘coffee house’da oturur, eski günleri yâd ederiz. Sizi bilmem ama ben ağlarım…

Bu günahlar nasıl ‘ak’lanır bilmem, ama ruhumuzun karardığı ortada… TRT Radyoları’ndan “Elveda Türkiye” şarkısı yükseliyor… Bir şeyler yapmalıyız!»

İmza: Avukat Ela KURT (*)

*
“Sizi bilmem ama ben ağlarım…” Ben, ağlamaya başladım bile Ela Hanım!…

*
Sayın Kurt, radyonun kokusunu da solumuş bir şair duyarlığıyla anlatıyor… Geçmişten birkaç nokta ve geleceğe ilişkin endişeler… Hem o, şair olduğu kadar bir hukuk insanı da… “TRT radyolarının kapanmasını öngören yasa tasarısı Meclis’te” diyorsa, iş kotarılmak üzere demektir.

Aydoğdu, ülkemizin yetiştirdiği ender kişilerden… “Musikimizi seven ve kültürümüze önem veren herkese ulaştıralım lütfen” diyorsa Kurt’un mektubu için, durum ciddi demektir.

Ve sormadan edemiyorum, yoksa, bir yeni ‘zulmet-i beyzâ’ mı bu? Yoksa, Tevfik Fikret‘in Sisi bir kez daha mı çöküyor ortalığa? Hani, “Sarmış yine âfâkını bir dûd-i muannid, / Bir zulmet-i beyzâ ki peyâpey mütezâyid. / Tazyîkının altında silinmiş gibi eşbâh, / Bir tozlu kesâfetten ibâret bütün elvâh; / Bir tozlu ve heybetli kesâfet ki nazarlar / Dikkatle nüfûz eyliyemez gayrine, korkar!”* diyordu ya, işte o sis?…

*
Korkular, kaygılar bir değil, beş değil yurdumda bugün. Çok acı… Ve asıl acı olan, “Ne olmuş yani, TRT de özelleşiversin” diyenlerin de “Elbette özelleşmeli” diyenlerin de var olduğunu bilmek. Ya ellerini ovuşturanlar?…

İnal Karagözoğlu
Yarımca, 20 Mart 2008

____________

* http://elakurt.blogcu.com
** Dört bir yanını yine inatçı dumanlar sarmış; bu öyle bir beyaz karanlık ki, gitgide çoğalıyor. Ve onun baskısı altında her şey silinmiş , bütün görüntü tozlu bir bulanıklıktan başka bir şey değil; bu, öylesine tozlu ve korku veren bir bulanıklık ki, bakışlar, onun içine iyice işleyip başka şeyler görmekten korkuyor!…

© 2008 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.