Şarkıların Türkülerin Ettiği…

 

Bu İşler Akıl Yürütmeye Gelmiyor

 
 
Anlatılar, -roman, öykü, oyun yazısı, …, masal, yazarının kimliğini ele verir mi? En azından ondan izler taşır mı? Yanıtların “evet” ağırlıklı olacağını sanıyorum. Yazarların söyleşilerde dile getirdiklerinden de çıkarıyorum bu sonucu.
Şiirler?

Ya öbür sanatsal yapıtlar? Örneğin besteler?
Benim yanıtım “evet” yönünde.
Ama iş, omurgası söz (güfte) olan müzik yapıtlarına gelince, doğrusu bu ya, kararsız kalmaktayım. Hemen ekleyeyim, bu işte opera ile opereti ayrı tutuyorum. Açıklamaya çalışayım:
Diyelim, şarkıcı Ayfer Er’den, tam da girdiğimiz şu mevsime uygun düşen Okyanus adlı parçayı dinliyorum… Giriş taksimini yapan kemancı Talât Er’in bu Kürdi şarkısının söz yazarı Nâdide Gülpınar. Yani, bir hanımın dizelere döktüğü duyguları, bir erkek notalara aktarmış, bir hanım da seslendiriyor. Niye olmasın, diyorum, güftede dile getirilen duygular evrensel titreşimler değil mi? Hem, yapım, hanım ağırlıklı bir aktarım olmuş; ne güzel…
Ama, bir adı da Sitem olan bu parçayı bir erkek sesinden dinlemek neden saklayayım, hoşuma gitmiyor. Niyesi şu: “İlkbahara bekle beni demiştin, / Hiç mi orda kış baharı bulmuyor? / Düşlerin mi yoksa sen mi değiştin? / Ayrılıktan aşka sıra gelmiyor” dizelerindeki kadın inceliğini bir hanım sesi eşliğinde yudumlamayı başka şeye değişemiyorum… 
Bir örnek de türkülerimizden olsun: Evreşe Yolları Dar … Gelibolu yöresinden  dokuz sekizlik bir parça. Birçok usta şarkıcının, türkücünün seslendirdiği anonim bir yapıt… Gencin biri, bir fırın yaptırıp içerisine ekmekleri doldurmuş, sevdiğine sesleniyor: “Gel beraber yiyelim yaptırdım börekleri”. Buraya kadar iyi hoş da, söz “Arkandaki (Sırtındaki) yeleği ben örmedim mi yarim / Kızlarla konuşurken ben görmedim mi yarim”e gelince, beni bir düşüncedir alıyor:
- Önce, fırını yaptıranın erkek olduğunu varsayıyorum. Bu durumda, bu delikanlının örgü örmesini de bildiği sonucuna varıyorum.
- Sonra, yok yok, yeleği ören kız, diyorum. Bu kez de, gencecik bir kız nasıl oluyor da fırın yaptırıyor, diye sormadan edemiyorum…
- Öte yandan, türkünün başındaki “Evreşe yolları dar, dar / Bana bakma benim yarim var” sözlerine bakınca, bu parçanın, kızın da erkeğin de ağzına yakışabileceği yargısı oluşuyor kafamda. Yani, kafam iyiden iyiye karışıyor…
- Bu noktada aklım, düştüğü karışıklıklığa şöyle bir çözüm getiriyor: bu türkü, düet biçiminde söylenmek için yaratılmış olamaz mı? Aklım böyle diyor demesine de, Evreşe Yolları’nı hep ya hanım ya da erkek şarkıcıların/türkücülerin söylemekte olduğunu anımsıyorum birden ve bu kafam hepten karışıyor.
Bu işlerin düzeleceği yok; iyisi mi, kendini yeni bir baharın kollarına bırakmak…
Aman, az kaldı unutuyordum: Nil Karaibrahimgil, ne diyor Tek Pırlanta’sında ? “Paran cebinde kalsın, bırak artık rahatsın / Bu kız mal mülkü n’aapsın? Çalışır yapar. / ….. / Tek taşımı kendim aldım, tek başıma kendim taktım; / Girmesinler havaya!…”   
Bu az biraz tepkisel esintiler taşıyan şarkılar umut veriyor bana.

  

  

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 10 Mart 2008
© 2008 İK
{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.