Bir Başlık, Bir Anı

 

Bir Garip Orhan Veli…

 

 

Geçenlerde bir blog sayfasında bir başlık çıktı karşıma: Bir Garip Orhan Veli…

 

Bu başlığı, hele de tepeki İstanbul’da Boğaziçi’nde Bir Garip Orhan Veli üstbaşlığını görünce, yıllar önceye gittim.

    

1981… Yarımca Belediyesi’nde çalışıyorum o zaman. Yıllar sonra eylemli müzik uğraşlarına merhaba demişim; bu kez, İzmit Musiki Derneği’nin üyesiyim. Nisan’ın 17’sinde bir acı haber bizleri de üzüntülere boğuyor: Şekip Ayhan Özışık ölmüş!… Değerli bir bestecimiz, ardında elli beş yapıt bırakarak göçüp gitmişti işte. Bir müzisyen için pek genç yaştaydı, ellisini yeni doldurmuştu.

 

O yıllarda, İzmit Musiki Derneği’nin müzik hocası, koromuzun yöneticisi, Mithat Özyılmazel’di. Laika Karabey ile onun öğrencilerinden Tülin Yakar Çelik’in de öğrencisi olmuş bir akademik hoca… Yakar Çelik, Şekip Ayhan Özışık’ın İleri Türk Musikisi Konservatuvarı Derneği’nden arkadaşı; ve ikisi de Laika Karabey’in öğrencisi… Ben de, büyük bir rastlantı, başında Karabey’in bulunduğu İleri Türk Musikisi Konservatuvarı’nın, Türk Müziği alanında pek önemli yeri olan bu akademik derneğin sıralarında oturma onuruna erişmiş birisiyim. 1955-61 arasında… Yakar Çelik’i de Şekip Ayhan Özışık’ı da daha o yıllardan biliyorum, tanıyorum. Böyle bir kesişmeler var…

 

Özışık’ı yitirişimizin üzerinden az bir zaman geçmişti; bir gün Yılmazel, İzmit Musiki Derneği’nin o yılki yılsonu konserinde Özışık’ın henüz duyulmamış olan bir şarkısını ilk kez bizim seslendireceğimizi söyledi. Buruk bir sevinç duyuyoruz…

 

Ve birkaç hafta sonra da İstanbul Türküsü’nü geçmeye* başlıyoruz:

 

 

 

Makam: Hicaz

Usul : Düyek,  Aksak
Beste: Şekip Ayhan Özışık
Güfte: Orhan Veli Kanık

 

İstanbul’da, Boğaziçi’nde,

Bir garip Orhan Veli’yim;

Veli’nin oğluyum,

Tarifsiz kederler içinde.

 

Urumelihisarı’na oturmuşum

Oturmuş da bir türkü tutturmuşum:

“İstanbul’un mermer taşları;

Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları;

Gözlerimden boşanıyor hicran yaşları;

       Edalı’m,

       Senin yüzünden bu halım.”

 

“İstanbul’un orta yeri sinama;

Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama;

El konuşur, sevişirmiş, bana ne?

       Sevdalı’m,

       Boynuna vebalım!”

 

İstanbul’da, Boğaziçi’ndeyim.

Bir fakir Orhan Veli;

Veli’nin oğlu,

Tarifsiz kederler içindeyim.

 

*

İnanıyorum, iki güzel ruh orada bir yerlerde buluşmuştur.

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 21 Mayıs 2007

 

 

_________________

* geçmek: (-i, -den) Birisinden meşk etmek; meşk: Yazı veya müzikte alışmak ve öğrenmek için yapılan çalışma, el alıştırması; meşk etmek: Alışmak ya da öğrenmek için çalışmak.

 

© 2008 İK

 

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.