Sinema Yazıları

 

sinemada.jpg 

  

Bir

Tarihsel Gelişim Bağlamında Bir Karşılaştırma

Bilmem bu anlatacaklarım, sinemayla ilgisi, koltuğuna gömülüp hayal dünyasına dalmakla sınırlı olanlar için bir anlam taşır mı? Yine de, belki ilgilenenler çıkar, diye ‘sinema’ denen büyülü dünyaya ilişkin edindiğim ilginç bilgilerden birini kısaca aktarayım:

 

Sinema, varlığını, ‘Lumière Kardeşler’ adıyla bilinen Auguste ve Louis Lumière’in ‘sinematograf’ adını verdikleri buluşlarına borçlu. İlk hareketli görüntüyü, bu iki Fransız kardeş, 19. yüzyılın sonlarında işte o aygıtlarıyla elde etmişler. Pek doğaldır, sinematografa gelinceye dek, türlü uluslardan birçok kişi hareketli görüntü elde etmek için nice çalışmalar yapmış.

 

Auguste Lumière, renkli fotoğraf konusunda araştırmalar yaparmış; küçük kardeş Louis Lumière ise bir kimyacıymış ve çağının ilk fotoğrafçısı… L. Lumière, hem hareketli görüntü alan hem de bunları gösteren ‘ilk sinema makinesi’ diyebileceğimiz sinematograflarını gerçekleştirmelerinin hemen ardından, 1895 yılında, yirmi-yirmi beş kadar film çekiyor ve bunları Paris’te Grand Café’de halka gösteriyor. Filmlerin ilki, ‘Fabrikadan Dağılış’ adlı bir ‘yapıt’mış. Çok ilginç bir ayrıntı: bu film, bir bakıma L. Lumière’in fabrikasının tanıtımı niteliğindeymiş. Bir başka filmin adı ‘Trenin İstasyona Varışı’ymış. Bu filmin önden çekilmiş olan ‘trenin gelişi’ sahnesi, izleyicilerin çığlıklar atarak kaçışmasına yol açmış…

 

Bizde

 

Türk sineması ise, Lumière Kardeşler’in bu olağanüstü buluşlarından 19 yıl sonra 14 Kasım 1914’te bir belgeselle merhaba dedi beyazperdeye: Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı.

 

Bu belgeselin öyküsü kısaca şöyle: Osmanlı, Birinci Dünya Savaşı’nın sıkıntısı içinde. Savaşa gireli daha 11 gün olmuş…


Bir anımsatma için bir ayraç açayım: Tarihimizde ‘Doksan Üç Harbi’ diye adlandırılan bir savaş vardır; yenilgiyle sonuçlanan Osmanlı – Rus savaşıdır bu. Eski takvimle 1293’te, şimdikiyle 1877’de yapılan ve yalnızca tarihimize yazılmakla kalmayıp belleklerimize de acı bir anı olarak kazınan bir savaş… Çünkü, 93 Harbi’nin sonuçları, 1878’de imzalanan Ayastefanos ve Berlin Antlaşmaları’yla belgelenmiş, bununla da yetinilmemiş, Ruslar,
1898’de (?) Osmanlı’nın ülkesinde, Dersaadet’te, Babıâli’nin neredeyse burnunun dibindeki Ayastefanos semtinde 93 Harbi’nin anısına bir abide dikmişler: Rus Abidesi… Ayastefanos, geniş anlamda bugünkü Yeşilköy. II. Abdülhamit dönemi yeni başlamış…

 

Ve ne zaman bu Rus Abidesi’nden söz edilse, ‘utanç abidesi’ tanımlaması yapılır. Peki, bu ‘utanç’ sözü de ne oluyor? Anıt, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda 3 Mart 1878 tarihinde imzalanmış olan Ayastefanos Antlaşması’na dayanılarak yapıldığı için ve anıtın yapıldığı yer savaş tazminatı çerçevesinde Osmanlı Devletince temin edildiği için… Bir bilgiye göre, anıtın yapımını da üstlenmişiz.  

 

Atastefanos, bugünkü Yeşilköy ilçesinin eski adı. Adını, bulunduğu yerden ve yapımına dayanak olan antlaşmadan alan Ayastefanos Rus Abidesi,  tam olarak şimdiki Şenlikköy Mahallesinin sırtlarında, vaktiyle ‘Kalkıratya Köyü’ diye bilinen yerleşim alanında yer alan ‘Galitarya’ denen yerde yapılmıştı.

 

‘Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı’ filmini çekmek için Avusturya’dan Sacha Messter Gesschelschaft firmasından bir ekip gelmişti; ancak halk, bu önemli tarihsel olayın filmini yabancıların çekmesini istemiyordu. Bunun üzerine bu işi, bir sinema sevdalısı olan ve İstanbul Sultanisi’nde (İstanbul Lisesi’nde) bugün ‘iç hizmetler yönetmeni’ diyebileceğimiz bir görevde bulunan Fuat Uzkınay yaptı. İlginçtir, Uzkınay, daha önce hiç kamera kullanmamıştı!… Peki, bu işi Uzkınay nasıl yapmıştı? Kamerayı nasıl kullanacağını, işte hemen oracıkta Avusturyalılar’dan öğrenerek!…

 

Uzkınay, bu olaydan sonra kameramanlığa başlayacaktır.

 

İlk Kez Bir Öykünün Sinemaya Aktarılışı

 

Bir öykünün sinemalaştırılması ise, ilk kez yine bir Fransız tarafından yapıldı. İleride sinema tarihine ‘film yönetmeni’ olarak geçecek olan Marie-Georges-Jean Méliès’ydi bu Fransız.

 

Méliès’yi başkaları izledi ve Avrupa’da sinemacılık kısa zamanda ileri bir düzeye erişti.

 

İlk zamanlarda Fransızlar’ın elinde olan dünya film piyasası, sonraları, Avrupa sinemasının Birinci Dünya Savaşı’nın yol açtığı olumsuzlukların etkisiyle çöküntüye uğraması üzerine, artan bir hızla  Amerikalılar’ın eline geçecektir.

 

Fransız sinemasının kendinden yeniden söz ettirmesi ise, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından yeni dalga akımıyla oldu. Örneğin, oyuncu, senaryo yazarı ve yönetmen Jacques Tati, sokaktaki insanın yaşamını özgün bir gülmece anlayışıyla anlatır.

 

İtalyanlar, sinema tarihinde, yeni gerçekçi akımı sinemada başlatanlar olarak yer alıyor. Bu sinemanın ilk örneği ve başyapıtı, Visconti Usta’nın Tutkusu’dur, demek yanlış olmaz.

 

İtalyan sineması, ülkenin o büyük savaşta aldığı yaraları, uğradığı yıkımları, çarpıcı biçimde işte bu sinemayla dile getirdi.

 

İngiliz sinemasının gelişme göstermesi ise, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından oldu. Yeni dalga akımın etkisi, bir dönem İngiliz sinemasında da görüldü. Örneğin, Tony Richardson’ın Öfke’si.

 

Amerikan sinemasına gelince: almış başını gidiyordu. Sinemada ‘starlık’ dönemi bile doğmuştu… Daha 1928’de.

 

Yine Bize Bakalım

 

Bizim ilk konulu filmimiz 1916 tarihini taşıyor: Himmet Ağa’nın İzdivacı. Bu, ancak iki yılda tamamlanabilmiş bir film. ‘Tamamlanabilmiş’ diyorum, çünkü filmin çekimi ile birinci büyük savaş neredeyse aynı zamanda başlamıştı ve erkek oyuncular askere alınmıştı. ‘Himmet Ağa’nın İzdivacı’na kim karar vermişti, bilgi edinemedim ama nikâhı kıyan Fuat Uzkınay olmuştu.

 

Bu arada şu ilginç bilgiyi de eklemek istiyorum: ikinci konulu filmimiz, çekimine 1917’de başlanan Pençe’dir. Sedat Simavi’nin peyazperdeye Memed Rauf’un bir oyunundan uyarladığı Pençe, cinsellik öğesine de yer yerilen ilk filmimiz. Öyle ki, tiyatro ve sinema oyuncusu ve yönetmeni Muhsin Ertuğrul, Pençe için, “Her Türk vatandaşını utandırdı” demiştir…

 

Bir ek de meraklıları için: Bizim beyazperdedeki ilk ‘vamp’ oyuncumuz Kalitea Hanım’dır. Mürebbiye filminde ‘Fransız mürebbiye Anjelik’i oynamıştır ve film de sansüre uğrayarak bu alanda ‘ilk’ olmuştur. ‘Mürebbiye’ elbette İstanbullu’ydu ve taşraya çıkamadı!…

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, Nisan 2005

 

 

 

____________________

Dersaadet: Osmanlı İmparatorluğu’nun bir döneminde, başkent İstanbul’a verilen ‘saadet kapısı’ anlamına gelen ad (tanımlama).

Babıâli: Osmanlı İmparatorluğu’nda İstanbul’da sadrazamlık (başbakanlık) binasına verilen ‘yüce kapı’ anlamına gelen ad (tanımlama).

 

Not: 2005 Nisanında yazmış olduğum bu yazı, ilk kez 25 Şubat 2008’de bu alanda yayımlanmıştır. İK

 

© 2008 İK

 

 

{lang: 'tr'}

2 Yorum

  1. pakiz borteçen said,

    Aralık 21, 2014 at 14:27

    ne derler eski tabir ile : kaleminize sağlık … Klavyenize sağlık sözü bu siyah beyaz dünyaya pek uymadı gibi geldi bana…

  2. İnal Karagözoğlu said,

    Aralık 22, 2014 at 09:27

    “Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı” Filmi Yok Olmuş!…

    Evet, başlık doğru gibi… Bütün bilgiler, “Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı” filminin yok olmuş olduğu yönünde…

    Akıl alır gibi değil, ama bu bilgilerin gerçek olduğu kesin gibi… Ben bu yazıyı yazmazdan önce, o zamanki adı ‘Sinema-TV Enstitüsü’ olan MSÜ Sinema-TV Merkezi’nde yaptığım araştırmada, bu filmin ortada olmadığını, filme ilişkin bilgilerin, yalnızca yazılı belgelere dayandığını öğrenmiştim.

    “(…) doğru gibi”, “(…) kesin gibi” demem, bu bilinenin yanlış olduğu umudumdan kaynaklanıyor…

    Bu konuda bir belge de sunayım*:

    “Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı (1914)

    Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na girdiği yıl çekilen, propaganda amacı güden Türk sinema tarihinin bilinen ilk filmi ve senaryosudur. Osmanlı ordusunda yedek subay olarak görev yapan Fuat Uzkınay tarafından 14 Kasım 1914’te çekilmiştir. Film 150 metrelik bir belgeseldir. Filmdeki tüm olay Ayastefanos’taki (Yeşilköy) Rus anıtının yıkılışıdır. Lumiere Kardeşler’in sinema tarihine ilk film olarak geçen ve sinemanın doğuşu kabul edilen trenin gara girişinin Türk versiyonudur. Filmin hiçbir kopyası günümüze ulaşamamıştır.”

    Ya, işte böyle…

    ___________________
    * http://www.filimadami.com/film/8295/ayastefanostaki-rus-abidesinin-yikilisi/

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.