Meclis Araştırmasının Öncesinde…

Ş, Ç, Ğ: Abecemizin Ayrıcalıları

    

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 25 Aralık 2007 günkü birleşiminde, Türkçedeki yozlaşma ve yabancılaşmanın araştırılarak Türk dilinin korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına karar vermişti. Konuya ilişkin TBMM Genel Kurul Tutanaklarını okuyanlar görmüştür, Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerin bu ön görüşmesinde söz alan milletvekillerinden Sayın Alim Işık ile Sayın Fatma Nur Serter, dilimizin aldığı yaraları sıralarken pek önemli bir olguya da parmak bastılar: abecemizde yer almayan q, w, x harflerinin kullanılıyor olması. 

Sayın Işık, bu konuda, (…) Türkçe önemli bir dünya dilidir. Peki, sorunları yok mu? Elbetteki çok sayıda sorunu bulunmaktadır. Geçen dönemde kurulan bir komisyonun, diğer arkadaşlarım da bazılarını dile getirdiler, önemlilerini sıraladığı birçok sorunu yazılı hale gelmiştir. Örneğin, bunlardan birkaç tanesini de değinilmeyenlerini ben söyleyeyim: Tabii, yabancı kelime kullanma özentisi önde gelen sorunlardan birisi. Türkçede bulunmayan yabancı işaretlerin kullanılması. İşte “ve” yerine “and” ve benzeri işaret var. Alfabemizde bulunmayan “x, q” ve “w” harflerinin kullanımı. (…) dedi. 

Sayın Serter’in dedikleri de şunlar: (…) Ben beklerdim ki, bugün burada konuşma yapan Sayın Bakan ve geçmişte onun hocası olan Sayın Birinci, dilimizin Batı dillerinin boyunduruğu altına girmesinden duydukları kaygıları, endişeleri ve bundan nasıl kurtulacağımızı dile getirsinler; bununla ilgili çözüm önerilerini Türkiye Büyük Millet Meclisiyle paylaşsınlar. Umarım, gelecekte bunları işitme imkânına sahip oluruz. Dildeki yozlaşmayla ilgili çok sayıda örnek verildi. Alfabemizde “q” “x” ve “çift v” ya da “w” harflerinin bulunmayışından kaygılanan bazı yöneticiler, alfabemizde var olan, bir ayrıcalık ve çeşitlilik olan “ş” ve “ç” harflerinin Türkçeden dışlanmasına her nedense hiçbir tepki göstermiyorlar. Büyük kentlerde artık, tabelalara baktığınızda, “simitçi”lerdeki “ç” harfinin yerini “c” ve “h” harfinin; “paşa” kelimesindeki “ş” harfinin yerini de “s” ve “h” harflerinin almakta olduğunu görüyoruz. Bırakınız dilimizdeki kuşatmayı, alfabemiz kuşatılıyor değerli milletvekilleri, alfabemiz kuşatma altındadır. (…)

*

Sayın vekillerimiz ne denli haklılar. ‘Harf’ dediğimiz, küçücük bir im; ama yaptığı yıkıma bakın siz. Virüs de çok çok küçük bir şey… Bu virüsleri dilimize bilerek ya da bilmeyerek sokanlara Bir Sormaca Dolayısıyla diyerek bir örnek vermek istemiştim geçen yılın Kasım ayının ortalarında: 

«Ç, Ü, Ş… 

Müjdeler olsun, Yalıkavak’ta artık İngiliz abecesi de kullanılıyor; ona ‘Fransız abecesi’ falan da diyebilirsiniz… Buranın belediyesi q, w, x harflerini buyur etti, ç, ü, ş, ğ, ı, ö’yü ise çöpe attı. Kanıtı mı? Düzenlediği sormaca… 

Üç buçuk yıl önceydi, bir yaz günü bizim Yalıkavak’ta Kenan Evren Caddesi’ni tırmanırken birden gözüme çarpmıştı da şaşkınlıklar içinde kalmıştım: ‘Residence Derwisch’ diye bir levha… “Ulan” demiştim kendi kendime, “bu ne iştir?!… Ağustos sıcağı beynimi sulandırmış olmasın!?…” Yok, hayır, beynime bir şeycik olmamıştı: çevremdeki her şey bildiğim gibiydi. Yalnızca ve yalnızca, bu yokuşu her çıkışımda içimde belli belirsiz bir kıskanma duygusuna yol açan ‘Derviş Bey Konağı’ levhası gitmiş, yerine işte o yazının yer aldığı görkemli şey gelmişti… Tek bir dile sığdırılamayacak, nasıl diyeyim, uluslararası bir laf öbeğiydi bu. 

‘Residence Derwisch’ karmaşıklığının bir tamlama olduğunu iyi kötü anlamıştım: İngilizcenin ya da Fransızcanın tamlama kurallarına uygun bir şey olabilir miydi? Olabilirdi… İlk anda böyle düşünmüştüm. Böyle düşünmüştüm, ama içim rahat etmemişti; kendimce akıl yürütmeye başlamıştım: “Birinci sözcük, evet, kesinlikle İngilizce; işi, ikincideki ‘w’ bozuyor.” Kısa bir duraklama ve ardından gelen duraksamadan sonra da “Hele dur yahu, birdenbire kestirip atma; belki senin düşünemediğin bir şey vardır işin içinde” demiştim. Ne olabilirdi ki?! Örneğin şu olamaz mıydı: belki adam, İngilize, Fransıza, Almana ortak bir seslenişte bulunmak istemiştir? Öyle ya, ‘residence’ sözcüğü de ‘Derwisch’ sözcüğü de bu insanların dilinde benzer biçimde yazılıyor değil miydi: residence/résidence/Residenz, dervish/derviche/Derwisch… İşte bu kadardı… 

“Ortak bir seslenişte bulunma isteği”ne bir açıklık getireyim: yurdumuzda taşınmaz edinme yarışına giren yabancıların gözdelerinden biri de Yalıkavak. İngilizler başta geliyor… İşte, konak sahibi vatandaşımız, akıllıca bir iş yapmış, malını o görkemli uluslararası ad altında görücüye çıkarmış olamaz mıydı?… “İş bilenin, kılıç kuşananın” sözü boşuna mı söylenmişti?… 

*  *  * 

Bugün… Yıl 2007; yine Yalıkavak’tayım. Aylardan Ekim… Yalıkavak Belediyesi bir sormaca (soruşturma, anket) düzenlemiş; türlü başlıklar altında hemşehrilerin belediye hizmetlerine, çevresel/toplumsal vb. konulara ilişkin görüşlerini saptamaya çalışıyor. Sorular kimi yerde a, b, c, ….. diye sıralanmış, kimi yerde de 1, 2 ,3, ….. diye. Kimi yerde ise seçenekler öylesine yazılıvermiş; yani, ne harf kullanılmış ne de sayı…“Bunda ne varmış” diyeceksiniz, “altı üstü bir kasaba belediyesi; biçimsel olarak da teknik olarak da içerik olarak da dört dörtlük bir sormaca düzenlenmiş olması beklenemez.” İşte yanıldınız! ‘Residence Derwisch’ olgusunun zuhur etmesinden bu yana bizim kasaba öyle böyle değil, pek büyük bir gelişme göstermiş bulunuyor. Şundan belli, artık İngiliz abecesi kullanılıyor burada. Kanıtı mı? İşte Belediyemiz’in sormacası: ç, ü, ş, ğ, ı, ö harfleri çöpe atıldı, q, w, x harfleri buyur edildi.» 

*

Sayın Serter ne diyor? Alfabemizde “q”, “x” ve “çift v” ya da “w” harflerinin bulunmayışından kaygılanan bazı yöneticiler, alfabemizde var olan, bir ayrıcalık ve çeşitlilik olan “ş” ve “ç” harflerinin Türkçeden dışlanmasına her nedense hiçbir tepki göstermiyorlar. 

Şu rastlantıya bakın, yazıma ş’li, ç’li bir başlık koymuşum. Bir nedeni yok; öylesine… 

  

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 5 Ocak 2008

©2008 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.