Bugün Buralarda da Kar Yağıyor!

Elhan-ı Şitâ’dan Kar Musikileri’ne…

 

 

Artık, olağan ama bir yandan da beklenmedik, şaşırtıcı beyaz sessizliklere pek uyanmıyoruz… Birkaç zaman sonra ‘pek’ sözcüğü yerini ‘hiç’e bırakacakmış.

 

Hava tahmincilerinin neredeyse saat-dakika belirterek yaptıkları uyarıya ne ölçüde uyuldu, bilmiyorum, ama dün buralarda da başlayan kar, bu çok önceden bildiriliş yüzünden benim için hiç de çekici olmadı. Beklenmedikliğin şaşırtıcı tadını alamadım.

 

Ve eskimiş yaprakları açarak avunmayı deniyorum.

 

İşe Cenap Şahabettin’le başlıyorum:

“Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi kar
Geçen eyyâm-ı nevbaharı arar…

. . . . .

 

Dök ey semâ -revân-ı tabiat gunûdedir-
Hâk-i siyâhın üstüne sâfî şükûfeler!
. . . . .

 

Göklerden emeller gibi rizan oluyor kar
Her sûda hayâlim gibi pûyân oluyor kar
. . . . .

 

Soldan sağa, sağdan sola lerzân ü girîzân,
Gâh uçmada tüyler gibi, gâh olmada rîzân
Karlar, bütün elhânı mezâmîr-i sükûtun,
Karlar, bütün ezhârı riyâz-ı melekûtun.
Dök hâk-i siyâh üstüne, ey dest-i semâ dök.
Ey dest-i semâ, dest-i kerem, dest-i şitâ dök:
Ezhâr-ı bahârın yerine berf-i sefîdi;
Elhân-ı tuyûrun yerine samt-ı ümîdi.”

 

Babamın Tokat’taki son evimizin penceresinden dışarıda yağan karlara Cenap Şahabettin’in dizeleriyle seslenişi kar sessizliğine bürünürken Yahya Kemal’in musikisi yükselmeye başlıyor:

 

Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu,
Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu.

Bir kuytu manastırda dualar gibi gamlı,
Yüzlerce ağızdan koro halinde devamlı,

Bir erganun ahengi yayılmakta derinden…
Duydumsa da zevk almadım İslav kederinden.

Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta,
Tanburi Cemil Bey çalıyor eski plakta.

Birdenbire mes’udum, işitmek hevesiyle,
Gönlüm dolu İstanbul’un en özlü sesiyle.

Sandım ki uzaklaştı yağan kar ve karanlık,
Uykumda bütün bir gece Körfez’deyim artık!”

 

İşte, Elhan-ı Şitâ’yı örten Kar Musikileri de dindi. Ve kararmaya yüz tutmuş ahşap bir pencere kapanıyor sessizliğin üzerine. Bu, öncekiler gibi ahşap olan Tokat’taki son evimizin pencerelerinden biri mi? Belki…

 

*

Dendiğine göre, bugün buralarda da yağan kar, kimi yerlerde yılın son karı olacakmış. Belki de kimimizin görüp göreceği son kar…

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 17 Şubat 2008

 

 

________________

Not: Osmanlı Türkçesinden kelimelerin anlamlarını vermediğim ilk yazı oldu bu. Bilmem, dizelerdeki müziği duyabilen okur nasıl olsa gerisini getirir, diye mi düşündüm… Bu arada belirteyim, Yahya Kemal bu şiirini, 1927’de, Varşova’daki diplomatik görevi sırasında yazmış. İK

 

© 2008 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.